Neden Nükleer Güç Santrallarına Yatırım Yapmamalıyız
Nükleer santrallar, fosil yakıt santralları gibi gaz emisyonlarına neden olmasalar da, kendilerine özgü çevre riskleri oluşturmaktadır. İnsan ve mekanik arızaların birleşimi binlerce insanın ölümü, yüz binlerce insanın yaralanması, geniş arazilerin radyoaktif kirlenmesi ve milyarlarca dolarlık zararla sonuçlanabilmektedir. Güvenlik konularına ek olarak nükleer santrallar kullanılmış yakıt çubukları ve diğer radyoaktif atıkları nedeniyle sorun olmaya devam etmektedir. Amerikan nükleer santralları 1995 yılına kadar yaklaşık 32 000 ton yüksek- seviyeli radyoaktif atık üretmiştir. Radyoaktifliği binlerce yıl devam eden bu atıkların çevreden uzaklaştırılmasının bir yolunu bulmanın zor olduğu kanıtlanmıştır.
Çevresel sorunların dışında, nükleer endüstriyi esas vuran ekonomisidir. 1998’de Amerika’daki nükleer santralların yaklaşık %40’ı kısa dönem pazar fiyatının üstünde güç ürettiler. Washington Uluslararası Enerji Grubunun bir çalışması Amerika ve Kanada’nın toplam nükleer kapasitesinin %37si rekabet yüzünden kapatılacağını öngörmektedir.
Kuruluşunun 26. yılında kapatılan Maine Yankee reaktörü, nükleer güç santrallarıyla üretilen gücün ne kadar pahalı olduğuna bir örnektir. Bu santralın sökülmesinin maliyeti çok yüksek olduğundan, bulunan çözüm bu güç santralının kısımlarının veya tamamının nükleer santralların yeni müşterilerine satılmasıdır. Almanya tüm nükleer reaktörlerini kapatmaya karar vermiştir. Fakat önemli olan bu işlem için kaç yıl gerekeceğidir. Almanya teknik kapasitesi ve finansal kaynaklar ile bu atıklardan 20-25 yıldan önce kurtulamamaktadır. Bu aynı duruma başka ülkelerin düşmemesi için yeterli bir uyarıdır.
Dr. Tanay Sıdkı Uyar
Kocaeli Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi
Yeni ve Yenilenebilir Enerji Kaynak ve Teknolojileri Araştırma Birimi
![[Google]]( http://www.solargunesenerjisi.com/wp-content/plugins/easy-adsenser/google-light.gif)